Son Dakika
09 Aralık 2016 Cuma

İşte geleceğin hava alanları; uçmak için değil hava almak için

07 Şubat 2015 Cumartesi, 19:37
asd

Ertelenen uçuşlar, kaybolan bagaj, değiştirilen kapılar, havaalanlarının yolculara yaşattığı sıkıntılara yalnızca bir kaç örnek.

Acaba hava yolculuğu teknolojinin yardımıyla çok daha kolay ve zevkli hale gelemez mi?

Havaalanlarını işleten şirketler, otomatik çek-in gibi çeşitli yeni keşifleri denemek için geçen yıl iletişim teknolojisi hizmetlerine dünya çapında toplam 7 milyar dolar harcadılar.

a1

Geleceğin havaalanlarında lazerli güvenlik kontrolleri, sanal alışveriş panoları, biyometrik geçiş kapıları ve hologram hizmet elemanları, yolculuğumuzu daha cazip hale getirebilir ve tabi bunu yaparken havaalanı işletmecilerinin kârlarını da iyice artırabilir.

Hava-şehire hoş geldiniz!

Öyle ki havaalanları yolculuk etme gereği olmadan da vakit geçirmek için gitmek isteyebileceğiniz yerler haline gelebilir.

Singapur’daki Changi Havaalanı’na ek olarak yapılacak Jewel binası bunun bir örneği olarak planlanmış.

a2

2018 yılında açıldığında, malzeme olarak çelik ve cama ağırlık veren, yeraltında beş, yer üstünde beş katı olan bu görkemli tasarım, gerçek yerel bitki örtüsünü yansıtan bir iç doğa parkı, yürüyüş yolları ve dünyanın bir bina içindeki en yüksek şelalesini de (40 metre) barındıracak.

Bu şelaleye gece ve gündüz farklı ışık ve ses gösterileri eşlik edecek.

Los Angeles Havaalanı’nın yakında yenilenen Tom Bradley Uluslararası Terminali de geleceğe bir başka pencere açıyor.

Bu terminalde Amerika kıtasının en büyük üç boyutlu mülti medya sistemi var.

Yedi dev ekranda Güney Kaliforniya manzaraları, ya da ilginç video kayıtları izlenebiliyor.

a3

Ortada üzerindeki imajlar sürekli değişen 22,5 metrelik dev ‘zaman kulesi’ var.

a4

Seyahat edenlere iyi vakit geçirtmeyi hedefleyen bu imajlar yolcu hareketleri ve o anki uçuş bilgilerine göre de değişiyor.

a5

Gelecek Laboratuvarı adlı tasarım şirketinden Peter Firth “İleri teknoloji deyince genellikle işleri nasıl hızlandıracağını ya da kârlılığı, kullanışlılığı nasıl artıracağını düşünürüz. Fakat havaalanlarını geliştirme konusunda gördüğümüz en iyi örnek verimlilikten çok şiirle ilgili” diyor.

Bekleme, otomatik geç

Çek-in yaptırmak, güvenlikten ya da pasaport kontrolünden geçmek gibi insanı canından bezdiren havaalanı işlemleri geleceğin havaalanlarında giderek artan ölçüde otomatiğe bağlanacak.

Londra’daki Heathrow, Stanstead ve Amsterdam’daki Schiphol havaalanları biyometrik pasaportla otomatik geçiş gişeleri uygulamasını denemeye başladılar bile. Bu otomatik gişelerde yüz tanıma teknolojisi kullanılıyor.

Japonya havayolu şirketi All Nippon Airways ise yolculara çabucak çek-in yapabilmeleri, havalanında yollarını bulabilmeleri ve uçuşları için en güncel bilgileri anında alabilmelerine olanak sağlayan akıllı tabletler dağıtıyor.

a6

Yine Londra’daki Gatwick Havaalanı ise dünyanın en büyük otomatik bagaj bırakma sistemini kuruyor. Böylece bagajınızı uçuştan 12 saat önce bile sadece yürüyen banda bırakmak suretiyle çek-in yapabileceksiniz.

Airbiz adlı ticari danışmanlık şirketinin yöneticisi Greg Fordham, teknolojinin yolcuyu da daha güçlü bir konuma getireceğini söylüyor.

Yolculuk arama motoru Skyscanner’da yakında yayımlanan yazısında “Beş yıl içinde her işin otomatikleştirildiği bir hava yolculuğu sürecinde yolcular da daha çok söz sahibi olacaklar” diyor.

Fordham, yakın geleceğin havaalanlarında, çok dilli çok becerili havaalanı personelinin yolculara ihtiyaçları olduğunda hizmet sunmak üzere hazır olacağını da öngörüyor.

Yüz tanıma

Eğilim artık güvenlik kontrollerinin de hızlandırılması. Örneğin Gatwick Havaalanı’nda güvenlik kontrollerinin daima beş dakikanın altında olmasını sağlamak amacıyla ‘yüz tanıma’ teknolojisi kullanılıyor.

a8

Gatwick enformasyon müdürü Michael İbbitson “Yolcuların yüzlerini güvenlikten geçme sürecinde dört noktada izliyoruz ve ne kadar zaman aldığını görüyoruz” diyor ve sürdürüyor.

“Sonra bu verileri beklenen yolculuk bilgileriyle birleştiriyor ve güvenlik memurlarına akıllı telefonlarla yolladığımız e postalar yoluyla bir kişinin kontrol gişesinden otomatik olarak geçip geçemeyeceğini kontrol edebiliyoruz.”

Uzmanlar, yüz tanıma teknolojisinin, yüz ifadesi ya da vücut dilini kapsayacak şekilde geliştirilebileceğini ve bir kişinin kaçak bir şey taşıdığı ya da güvenlik riski oluşturduğuna dair ipuçları verebileceğine inanıyor.

Ancak bu tür bir teknolojinin mahremiyetin ihlali noktasından insan hakları gruplarını ayağa kaldırması ihtimali de var.

Arama cihazları

Şu anda yolcuların büyük zaman harcadığı arama cihazından geçiş süreci de yakın gelecekte değişebilir.

ABD şirketi Genia Photonics insanların giysileri ya da bedenleri içine ya da organik madde içine yerleştirilmiş patlayıcı ve uyuşturucu maddeleri tespit eden bir “moleküler lazer tarayıcı” geliştirdi.

Havaalanlarında bir süre sonra kullanılmaya başlanacağı söylenen bu teknoloji aynı anda çok sayıda insanı tarayabildiği gibi 50 metre mesafeden netice veriyor.

Her şey kâr için

Aslında bütün bu gelişmelerin bizim daha rahat seyahat etmemiz için yapıldığına inanabilsek ne güzel olurdu.

Ama gerçek şu ki bütün bu yeni buluşların ardında havaalanlarının daha da kârlı bir yer olması arayışı var.

IT şirketi WIPRO’dan Emre Serpen “Daha hızlı çek-in, yolcunun havaalanında daha çok vakit geçirmesi, daha çok alışveriş yapması anlamına geliyor. Bazı havaalanlarında hava yolculuğuyla ilgili olmayan gelirler, uçuşlardan elde edilen gelirlerden daha yüksek” diyor.

İşte bu yüzden işletmecilerin bizi daha çok harcamaya teşvik etmeye yönelik yeni yeni teknolojiler denemesinde şaşılacak bir şey yok.

a9

Kopenhag, Şanghay Hongqiao ve Miami havaalanları, yolculara indirimli satışları Bluetooth sinyalleriyle göndermeyi sağlayan bir teknoloji deniyor.

Yakın bir gelecekte yaygınlaşabilecek bir başka yeni teknoloji de sanal alışveriş panoları. Bu da yolcuların akıllı telefonları üzerinden istedikleri alışverişi yapıp ev adreslerine yollayabilmesine olanak verecek.

Bu teknolojiyi Gatwick, Yeni Delhi ve Frankfurt zaten kullanıyor ama gelecekte bu tür alışveriş yolculara bir el hareketi ya da sözlü bir komutla istedikleri alışverişi yapabilme imkanı veren yeni gelişmelerle bambaşka boyutlar kazanabilir.

Hava seyahatinin güvenliği

Havaalanlarını daha komforlu ve zevkli vakit geçirebilecek yerler haline getirmek önemli ama bir sorun da hava trafiği hacmindeki büyük artış.

Uluslararası Hava Ulaşımı Birliği, küresel düzeyde 2014 yılında 3,3 milyar olan yolcu sayısının 2034 yılında iki mislini aşarak 7,3 milyara çıkacağını tahmin ediyor.

a11

Bu da göklerin çok daha fazla uçakla dolu olacağının, sefer ertelemelerin artacağının, karbon salımlarının iyice artacağının habercisi.

Fakat yeni nesil hava yolu yönetim sistemlerinin geliştirilmesi ile bu sorunlar hafifletilebilir.

Mesela İspanyol Indra şirketi tarafından geliştirilen ve radar bilgileri, uçuş planları ve hava durumu bilgilerini biraraya getiren iTEC sistemi bir uçağın, yolculuğu süresince her an nerede olacağını tahmin edebiliyor.

Bu da hava trafiğini kontrol edenlerin her bir uçak için çok daha az irtifa ve hız değiştirmeyi gerektiren bir sefer planı yapabileceği anlamına geliyor. Böylece uçuşlar hem daha güvenli olabilir hem de yakıt tüketimi azalabilir.

Indra şirketi iTEC’in Frankfurt’dan Kuzey Amerika’ye İskoçya hava sahasını kullanarak çizdiği alternatif uçuş planının, daha önceki uçuşlara göre 30-40 hava mili daha kısa olup yılda 200 milyon sterline yakın yakıt tasarrufu sağlayabileceğini söylüyor.

Bu sistemin yavaş yavaş Almanya, İspanya, Hollanda ve Britanya hava sahalarını kapsayacak şekilde geliştirilmesi bekleniyor.

ABD’de Federal Havacılık Dairesi (FAA) benzer bir sistem geliştiriyor.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>